Kaza Geliyorum Der ! / 3
Sahip olduğumuz özel çocuklarımızdan dolayı sıradışı yaşantımıza birde kötü süprizler eklenince, zor olan yaşantımız çok daha zorlaşıyor. Her yeni kötü süprizden sonra çevremizdekiler buna şükür diyor ya, yalnız kalınca düşünüyor insan nereye kadar bunada şükür diye.
Allah sevdiği kulunu sınarmış ve ve altından kalkamayacağı yükü yüklemezmiş kuluna. Peki ama ben bu kadar sevilmek istemiyorsam nolacak.
Çok sinirlendiğimde, günaha girme diyorlar. Peki ama
küçücük çocuğa bu kadar acıyı bir anda yaşatmak günah değil de nedir.
Kazalar ve Olgaç kardeş gibiler dedik, birbirlerini nerde olsa arar bulurlar. 1. ve 2. yazımda bunlardan bahsetmiştim hatırlarsanız.
Tam da bu yaralarımızı sarıp yeni düzenimize alışmaya başlamışken, 20 Ekim Perşemce sabahı Olgaçın feryatları ile güne başladık. Neler olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Sürekli bağırıyor ve gögüs ve karnını işaret edip acıyoooor diye ağlıyordu.
Olgaç onlarca kez hastalanmış, kazalar geçirmiştie ama ilk defa ben böyle bir acıyı çekmesine şahit oluyordum doğrusu.
Derhal ambulans çağırıp acile gittik, ne olduğunu anlamak için ultrasonlar, filmler, tomoğrafi, kan ve idrar tahlileri yapıldı ve sonunda mide yada bağırsaktan karın boşluğuna akan bir sızıntı gözlemlendi.
Akşam saat 18:00 sularında kesin teşhis konulmuş ve acilen ameliyata yapılmasına karar verilmişti bile, elimizden gelen hiçbirşey yoktu malesef. Doktorumuz ameliyat hazırlıklarına başlayıp Olgaçı ameliyata alması 3 saat sürmüş ve saat 21:00 de operasyon başlamıştı. Ameliyatın bitmesi ve odamıza gelmemiş 00:00'ı bulmuştu.
Çocuklarımız bizlere acılarını ve ağrılarını tam olarak anlatamadıkları veya nasıl anlatacaklarını bilmedikleri için son ana kadar bu rahatsızlıklarını malesef anlayamıyoruz.
Olgaçta mide problemleri uzun zaman önce başlamış. Gastirit sonra Ülsere çevirmiş ve rahatsızlıklarında kullandığımız ağrı kesiciler, antibiyotiklerde mide koruyucusuz kullanıldığı için bu süreci tetiklemiş ve malesef kaçınılmaz kötü son mide delinmesi.
Doktorumuz ameliyatla ilgili olarak; ''Hayati Tehlikesi Var'' malesef dediğinde ayakta güçlükle durabilmiş ve o katı ve serinkanlı duruşumu koruyamamış, gözlerimdeki yaşlara engel olamamıştım. Eşim gözyaşlarıyla ve hıçkırarak '' Hani güçlü olacaktın, sen güçlü durmazsan bize kime yaslanacağız'' diyordu ama bende artık dayanamıyordum.
Ameliyat sonrasında da 72 satlik sürenin riskli olduğundan bahsetti doktorumuz, beklemekten başka çaremiz yoktu malesef. Herkes dua ediyordu. Pazartesi olduğunda ağrılarımız azalmış ve riskli süre dolmuştu. Salı günü burundan mideye inen hortum ve idrar sondası çıkarıldı. Çarşamba sıvı içeceklerden içmesine müsade edildi. Perşembe, karın boşluğundaki mideden akan sızıntıyı temizleyen sondada çıkarıldı ve sıvı yiyecekler verildi, birincisinde çıkardı sonra yine verildi. Akşamda yemek yedi ve sorun yoktu artık ve herşey yolundaydı artık. Ve bugün 28 Ekim Cuma evimize dönmüştük artık.
Hepimiz yeniden içten ve derinden bir OHHHHHHH çekebiliyorduk artık.
Ve tekrar ''Bunda Şükür, Allah beterinden korusun'' deyip dua ediyorduk yeniden.







